Tuncay Özkan: “Yoksulluğu, Yasakları, Yolsuzlukları; Geldiğimizin Ertesi Gününden İtibaren, Ortadan Kaldırmak İçin Öyle Hızlı Hareket Edeceğiz Ki…

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan, “Yoksulluk o kadar büyük boyutlarda ki… Biz söz veriyoruz onlara. Geldiğimizin ilk haftasında onları rahatlatacağız. Yoksulluğu, yasakları, yolsuzlukları, Türkiye‘nin içine düştüğü çürümeyi; geldiğimizin ertesi gününden itibaren, ortadan kaldırmak için öyle hızlı hareket edeceğiz ki herkes şaşıracak” dedi.

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, KRT TV’de “Bi’de Bunu İzle” programında gazeteci Yavuz Oğhan’ın sorularını yanıtladı. Özkan, şunları söyledi:

“TERÖR VE TERÖRİSTLER HESAP VERECEKLER: Mansur Bey her yerde anlatıyor, Ekrem Bey her yerde anlatıyor. Sayın Genel Başkan; anlatıyor, anlatıyor; video çekiyor tekrar anlatıyor, tekrar anlatıyor. Bir… Kim terörden ve teröristten yanaysa Allah belasını versin, diyoruz. Kim teröre ve teröriste yardım ve yataklık ederek siyaset yapmaya çalışıyorsa, kim terörün ve teröristin önünü açacaksa Allah belasını versin. Bizim istediğimiz tek şey var, hesap verecekler. Terör ve teröristler hesap verecekler. Bizim onlardan başka bir talebimiz olamaz.

HALKIN KAFASINI VE GÖNLÜNÜ KARIŞTIRMAK İSTİYORLAR: İHA, SİHA… Niye dursun? Bugün İHA’yı ve SİHA’yı üretenler dahil olmak üzere, ANKA’yı üretenler dahil olmak üzere; bütün savunma sanayimize yardımcı olanlara, biz bugün kazandıklarının kat be katını vereceğiz; savunma bizim için çok kıymetli. 1985 yılında Turgut Özal, Savunma Sanayi Fonu’nu kurdu. Ondan önce 1960 yılında Türkiye Kıbrıs’a çıkarma yapabilmek için özel gemilerle üretimine başladı. 1929’da denizaltı, gemi yaptık… Ülkeyi kimse savunmasız bırakmaz. 100 yıllık Cumhuriyet, ondan önce Osmanlı. Toplarımızı, tüfeklerimizi kendimiz ürettik. Ankara’da Makine Kimya Kurumu’nun kurduğu silah fabrikası… Gerekleri, ihtiyaçları neyse onları kat be kat veririz, ürettiririz. Sorun şu: Halkın kafasını ve gönlünü karıştırmak istiyorlar. Kendisi kaybedeceğini anladığı için… ‘Savunmasız bırakacak, Öcalan’ı serbest bırakacak.’ Önder Aksakal demiş ki biraz önce, ‘Ne var yani, Abdullah Öcalan’ı da demiş, Cumhurbaşkanı serbest bırakır, af yetkisi var.’ Bunu biz söylesek kıyamet kopar. Ama Cumhur İttifakı söylüyor… Diyor ya, ‘arka tarafta Öcalan ve FETÖ oturuyor’ diye. Sizin arkanızda; HÜDA PAR, FETÖ, PKK… Kimi buluyorsanız, dolduruyorsunuz.

BÜYÜK YALANLARLA BİR YOLCULUK YAPMAK İSTİYORLAR: Kafayı karıştırma isteği ile hareket ediyorlar. Bizim endişelerimiz var. Teröre karşı endişelerimiz var, şehitlerimiz var. Terörle mücadelemiz, 40 yıllık bir mücadele. Çok şehitler verdik, ekonomik kayıplarımız var. Biz, bu konuda toplum olarak çok hassasız. Sinir uçları ile oynuyorlar ki yalanlarla, bunun için yurt dışından ajanslar tuttular, ‘Deep Fake’ diye büyük yalanlar üretmek için ajanslarla anlaştılar, onlara paralarını Bitcoin üzerinden ödediler. Bütün bunlar, bize gösteriyor ki; büyük yalanlarla, halkın sinir uçları ile oynayarak bir yolculuk yapmak istiyorlar. (Sonuç alıyor mu, sorusu üzerine) Ben inanmıyorum… ‘Umut Oran da suikast düzenlemişti!..’ Bunları Cumhurbaşkanlığı makamında oturanlar söylediler. Yalan olduğu ortaya çıktı. Biliyorsunuz, Ergenekon’dan altı yıl yattım, altı yıl sonra beraat ettin dediler… Beni tutukladılar şemada adım var diye, beş yıl dört ay sonra şema açıldı; adım yok. Benden başka herkes var.

ÇARELERİ YOK: Biz o kadar nokta biliyoruz ki… Sekiz saatlik bir yol, yola çıktık… Yolda sekiz saat kiminle görüştün. Hamburgercide durulmadı, hamburger alınmış da arabada yenilmiş. Ne saçmalıyorsun ne yapmaya çalışıyorsun? Milletin aklıyla… Arabada polis var, bizim arkadaşlar var, medyadan Ömer orada, polis memuru arkadaş orada; herkes orada. Yol mesafesi belli… Bütün bunlar; kafaları karıştıralım, suyu bulandıralım; biz burada ne yapabilirsek onu yapalım… Çareleri yok. Zannediyorum; son bir gün, son iki gün yaparlar. Tartışma büyüsün… Onun bilmediği bir şey var. Video ve ses kaydının sahte olup olmadığını çıkartan programlar var. Onlarla da anlaştık. Yarım saatte çözüyor, hemen onu açıklayacağız.

BU KADAR ZIRVALIK OLUR, BU KADAR DELİLİK OLUR, HALKIN AKLIYLA BU KADAR ALAY ETME İSTEĞİ OLUR: (Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik açıklamaları ile ilgili) Bir… Bebek katili dediği kişiyle görüşen, ‘ben görüştürdüm’ diyen, Oslo’da onlarla protokol imzalayan kendisi; Recep Tayyip Erdoğan. Kendi arkadaşları söylüyor, Diyarbakır Milletvekili adayı ‘görüşüyor’ diyor. Kendi yaptığını bizim üzerimize atmaya çalışıyor. Kemal Kılıçdaroğlu, PKK tarafından öldürülmek istenen, suikastta bir askerimiz şehit düştü. Bu kadar zırvalık olur, bu kadar delilik olur, halkın aklıyla bu kadar alay etme isteği olur. Ama halkımızın vicdanında bunların hepsi reddedilecektir. Biz kimseye gizli kapaklı hiçbir söz vermeyiz. Sayın Genel Başkanımız 50 kere söyledi. Gitti görüştüler kendileri, bir söz mü verdiler HDP’ye. Anayasa değişikliği için destek istediler. Halktan saklayacağımız hiçbir şey yok. Sayın Genel Başkanımızın saklayacağı hiçbir şey yok.

GİZLİ ANLAŞMAMIZ YOK, GİZLİ GÖRÜŞMEMİZ YOK: Duran Kalkan konuşmanın bir yerinde, ‘Onlar gelirse şöyle olur.’ Ama geri kalanda, ‘Bizim en iyi anlaştığımız parti AK Parti’dir’ diyor. Görüntüler mevcut. Diyor ki, Duran Kalkan; ‘Bizim bugüne kadar görüştüğümüz, anlaşma yaptığımız; en çok görüştüğümüz AK Parti’dir diyor.’ Fetullahçılar her gün yurt dışından bana küfrediyorlar. Her gün, ‘Gitti Recep Tayyip Erdoğan’dan 96 milyon dolar aldı.’ Her türlü yalanı, iftirayı ediyorlar. Onlar bize küfrediyorlar, buradakiler Fetullahçısın diyorlar. Akıl akıl gel peşime takıl! Bu nasıl bir şey? Bu delilik. Ben Fetullahçıların yalanlarını da diğerlerini de böyle sıyırıp atıyorum. Diyorum ki; biz hiçbir kimseyle, hiçbir gizli anlaşma yapmadık. Gizli anlaşmamız yok, gizli görüşmemiz yok.

TOGG’dan randevu istedik. Her şeyin sahibi onlar. Siz kimsiniz?.. Bir videosu var. ‘Sizin Amerika’ya gidip görüşmek istedikleriniz var ya’, diyor; ’15 yıl önce ben görüştüm onlarla’ diyor. Ben onlarla görüştüm diyor, onlara, ‘ne istiyorsanız vereceğim, haydi yapın’ dedim, ‘yapamadılar’ diyor. Sen görüşmüşsün, sen CIA’ci olmuyorsun, biz görüşünce mi kötü oluyoruz? Bu nasıl bir mantık.

ÖYLE HIZLI HAREKET EDECEĞİZ Kİ HERKES ŞAŞIRACAK: Mutfaktaki yangını az konuşuyoruz. Asıl gerçek söz: ‘Beni soğana, patatese yedirtmeyin’ dedi. Asıl gerçek o. Ne demek? Yoksulluk o kadar büyük boyutlarda ki, onun için hep beraber ağlayabiliriz Türk halkına. Biz söz veriyoruz onlara. Geldiğimizin ilk haftasında onları rahatlatacağız. Yoksulluğu, yasakları, yolsuzlukları, Türkiye’nin içine düştüğü çürümeyi; geldiğimizin ertesi gününden itibaren, ortadan kaldırmak için öyle hızlı hareket edeceğiz ki herkes şaşıracak.

HALKTAN ALDIĞIMIZI HALKA VERMEK İSTEDİĞİMİZ ZAMAN ‘OLMAZ’ DİYORLAR: Bu tercihle ilgili bir şey. Bütçenizi ya halk için yapar ve kullanırsınız ya da beşli çete ve adamları için yaparsınız ve kullanırsınız. Yoksulluk ücreti veriyoruz aslında. Halktan aldığımızı halka vermek istediğimiz zaman ‘olmaz’ diyorlar, ‘bu kokuşmuş düzen devam edecek.’ Kaynağı ile açıklıyoruz. Bütçeyi halk için kullanacağız. Halkın yarası çok büyük. Sokaklarda insanlar çok zor durumdalar. Onların yaralarını saracağız. Onlarla bizim aramızda bir fark yok. Aldığımız maaşla geçinen insanlarımız. Aynı sıkıntıları yaşamıyor muyuz? Sekiz yaşındaki oğluma tutumlu olmayı öğretmeye çalışıyorum. Çünkü yetişmiyor. Biz, mutlaka ve mutlaka tercihlerimizi halkımızdan yana kullanacağız.

HER BİR VATANDAŞIMIZ, KENDİ DENETİM GÖREVİNDEN VAZGEÇMEYECEK, OYUNA SAHİP ÇIKACAK: Her türlü önlemi aldık, seçim güvenliği konusunda. Önce bu sistemin sahipleri; hukuk, YSK bakacak, denetleyecek. Sonra biz bakacağız, denetleyeceğiz. Ama her bir vatandaşımız, kendi denetim görevinden vazgeçmeyecek, oyuna sahip çıkacak. Ama biz, şunu kesinlikle söylüyoruz: Yüzde 99,9… Bütün sandıklarda varız. Her yerde etkili olacağız ve güvenliği sağlamak için ne gerekiyorsa onu yapacağız. (Endişeli misiniz, sorusu üzerine) Hayır değilim. Sonuna kadar takip edeceğiz. Kediler bizden yana, girmeyecekler trafolara.

SANDIĞA SARILACAĞIZ, ONU VÜCUDUMUZUN BİR PARÇASI GİBİ KORUYACAĞIZ: Kedi girdi, elektrikler gitti, telefonlar kesildi, internet gitti… Sayın Cumhurbaşkanı adayımızın talimatı, ‘Sandığın üstüne oturun kardeşim.’ Sandığın üstüne oturacağız. Sandığa sarılacağız, onu vücudumuzun bir parçası gibi koruyacağız. Çok net.

CHP’NİN GENEL BAŞKANI PROVOKE ETMEK İSTEYENLERE KARŞI ÖNLEM ALIYOR: (Deep Fake sorusu üzerine) Sayın Genel Başkanımızın dün söylediği şey geçerli. Bu açıklamayı hemen yalanlayacağız, doğrusunu söyleyeceğiz. (Atı alan Üsküdar’ı geçmez mi, sorusuna yanıt olarak) Geçmez. Ne diyor Sayın Genel Başkanımız: ‘Evde oturun, coşkunuzu eve saklayın.’ Çünkü bundan yararlanmak isteyen bazı paramiliter güçler, sanki CHP’liymiş gibi davranabilirler, sokaklarda bazı şeylere yol açabilirler. Buna izin vermeyin, diyor. SADAT’ıydı madatıydı… Bunlar hazırlıklar yapıyorlar. (TBMM Başkanı Şentop’un ‘provokasyon bu’ açıklamasının anımsatılması üzerine) CHP’nin Genel Başkanı provoke etmek isteyenlere karşı önlem alıyor. Bunu söylemek bizatihi provokasyon ise önlem almamak, buna izin verecek açıklamaları yapanlarla mücadele etmemek, İçişleri Bakanı ile mücadele etmemek Meclis Başkanı’nın utancıdır o zaman. Demokrasiye darbedir dediğiniz zaman, seçim sonucu diyorsanız ve o koltuktan buna sessiz kalıyorsanız, sizin utancınızdır…

O GECE EVDE OLACAK HERKES: (Seçim gecesi psikolojisine ilişkin soru üzerine) Sakin olacağız. Kaybeden kimse yok ki… Hep beraber kazanacağız. Ak Partili kardeşlerim de biz de kazanacağız. Türkiye’yi çürümeden, ekonomik felaketten kurtulmak için istiyoruz, kendimiz için bir şey istemiyorum. O gece evde olacak herkes.

GELMEKTE OLAN BÜYÜK DALGAYI GÖRÜYORUZ: (Anket sonuçları, sorusu üzerine) Çok güveniyoruz kendimize. Alanlar değil; halk, sokak. İnanılmaz bir değişim isteği var. Gelmekte olan büyük dalgayı görüyoruz. Bunun gereğini yerini getireceğiz.”

Kaynak: ANKA / Güncel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir