Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu: Rusya’nın Latin Amerika Politikası

Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Latin Amerika turunun ardından bölgenin Rusya için önemini, AA Analiz için 3 soruda kaleme aldı.

Latin Amerika, Rusya için neden önemli?

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 17-21 Nisan tarihleri arasında Latin Amerika turu çerçevesinde Brezilya, Venezuela, Nikaragua ve Küba’yı ziyaret etti. Latin Amerika, Sovyetler Birliği döneminden beri Moskova’nın dış politikasında önemli bir yer tutuyor. Rusya’nın bu kıtadaki en önemli müttefikleri ise Lavrov’un ziyaret ettiği Venezuela, Küba ve Nikaragua. Ayrıca en son yayımlanan Rusya Dış Politika Konsepti’nde de Lavrov’un ziyaret ettiği bütün ülkeler, “Rusya ile münasebetlerinde bağımsız ve yapıcı tavır izleyen devletler” olarak nitelendirilerek söz konusu ülkelerle çok yönlü işbirliğinin geliştirilmesi gerektiği konusuna vurgu yapıldı.

Uzun yıllardan beri Moskova’nın Latin Amerika siyasetinde “ABD karşıtlığı” ön plana çıkıyor. Söz konusu siyaseti, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Orta Asya ve Kafkasya siyasetine misilleme olarak da değerlendirmek mümkün. Bu çerçevede Moskova, soğuk savaş döneminde ve 1991 sonrasında da uzun yıllar Latin Amerika ülkelerine askeri ve ekonomik destekte bulundu.

Diğer taraftan özellikle 2000’li yıllardan itibaren Kremlin, kıtadaki geleneksel dostları dışındaki ülkelerle de işbirliğini geliştirmeye gayret ediyor. Bunların başında Güney Amerika’nın en önemli 2 ülkesi Arjantin ile Brezilya geliyor. Rusya böylece bir taraftan 2014’ten itibaren karşı karşıya kaldığı yaptırımların etkisini azaltmayı, yeni pazarlar keşfetmeyi ve Batı ile yaşanan yeni bir soğuk savaşta kendi siyasetine taraftar bulmayı amaçlıyor. Brezilya ve Arjantin ile G20, Brezilya ile ayrıca BRICS çerçevesindeki birlikteliği de Moskova’nın adı geçen ülkelerle işbirliğini geliştirmek için uygun diplomatik zemini hazırlıyor. Diğer taraftan Arjantin de BRICS üyeliğine başvurdu. Rusya’nın önderliğinde kurulan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) ile Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) arasında ise 2018’de işbirliği alanlarının tespiti amacıyla “karşılıklı anlayış” memorandumu imzalandı.

Ziyaret gündeminde hangi konular vardı?

Lavrov’un Latin Amerika turunun ilk durağı Brezilya oldu. Bunun nedeni, yalnızca Brezilya’nın Güney Amerika’nın en büyük siyasi ve ekonomik gücü olması değil. Aynı zamanda yakın zamanda Brezilya’da iktidarın değişmesiyle başa geçen Lula da Silva da çok yönlü ve dengeli bir dış politika izliyor. Kaldı ki Lula da Silva’nın Çin ziyaretinin gösterdiği gibi Brezilyalı yetkililerin Ukrayna’da barışın tesisine dair birtakım teşebbüsleri de var. Brezilya Devlet Başkanı, Ukrayna-Rusya savaşını kınamakla birlikte ABD’nin bu savaşı körüklememesi gerektiğini de savunuyor. Brezilya’nın söz konusu tutumu, uluslararası arenada desteğe ihtiyaç duyan Rusya açısından büyük önem arz ediyor. Dolayısıyla Kremlin, Brezilya ile diyaloğunu daha da artırmayı hedefliyor. Ayrıca Brezilya siyasi açıdan Rusya’nın kıtadaki en büyük dayanağı olmasa da bölgede Moskova’yla en büyük ticaret hacmine sahip ülke konumunda. Politik ve ekonomik işbirliklerinin yanı sıra Lavrov’un ziyareti sırasında taraflar enerji alanındaki işbirliğini artırma konusunda da mutabakata vardı.

Venezuela, Nikaragua ve Küba’da ise daha çok siyasi konular ön plana çıktı. ABD hegemonyasıyla mücadele konusundaki kararlılık bir kez daha dile getirildi. Lavrov, Venezuela ekonomisini “ABD’nin oyunlarından” kurtarmayı; Nikaragua’ya Rus aşılarının tedarikini sağlayacağını, nükleer enerjinin geliştirilmesi ve tarımda, tıpta yeni teknolojilerin kullanımı gibi konularda ise destek vereceğini vadetti. Küba’ya da Rusya tarafından yeni kredilerin verilmesi kararlaştırıldı. Tüm bunlar aslında aynı zamanda adı geçen ülkelerin siyasi konularda Rusya’yı desteklemelerinin bir nevi ödüllendirilmesidir. Nitekim Venezuela ile Nikaragua, Güney Osetya ile Abhazya’yı tanıyan nadir devletlerin başında geliyor. Moskova, adı geçen ülkelerle ticaret hacmini de artırmak istiyor. Rusya bölgeye daha çok askeri teknolojiler ile petrokimya ürünleri ihraç ederken kıtadan et, kahve, meyve, şeker gibi ürünler ithal ediyor.

Rusya ve Latin Amerika ülkeleri arasındaki işbirliğinin önündeki engeller nelerdir?

Rusya, özellikle Orta Asya ve Kafkasya’da tekrar etkisini artırdıktan sonra dikkatlerini Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) bir zamanlar güçlü olduğu bölgelere çevirdi. Bu bağlamda iki bölge ön plana çıkıyor: Afrika ve Latin Amerika. SSCB’nin yine etkili olduğu Balkanlar’ın (Doğu Avrupa), artık hem Avrupa Birliği (AB) hem de NATO üyesi olması, Asya Pasifik’in ise tamamen Çin’in kontrolünde olması dolayısıyla Afrika ile Latin Amerika’nın Rus dış politikası açısından önemi daha da artıyor. Nitekim Lavrov, Latin Amerika turu öncesinde, ocak ayında Afrika ülkelerini de ziyaret etmişti.

Rusya, Latin Amerika ülkeleri ile çok yönlü işbirliği geliştirmeye çalışsa da bölgede ABD ile rekabet edecek konumda olmadığı gibi aslında her geçen sene etkisini artıran Çin’in de gerisinde kalıyor. Çin bölgenin tüm ülkeleriyle ekonomik alanda önemli projeler hayata geçirirken Moskova’nın “geleneksel dostları” ve Brezilya dışındaki ülkelerle münasebetleri çok sınırlı kalıyor. Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerin çok eskiden beri siyasi bir boyutunun olması, ABD’nin kıtadaki müttefiklerinin Rusya ile ticari münasebetler geliştirmesi konusunda dahi çekimser kalmasına neden oluyor.

Yine Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, Moskova’nın bölge ülkeleriyle işbirliğini olumsuz etkiliyor. Rusya’nın uluslararası bankacılık sisteminden çıkartılması, Rusya’ya giden yük gemilerinin Avrupa limanlarını ve yük konteynerlerini kullanamaması gibi faktörler, mevcut ticari münasebetleri zorlaştırıyor. Lavrov’un ziyaretinin sebeplerinden biri de aslında Rusya’ya uygulanan yaptırım şartlarında mevcut işbirliklerini devam ettirecek yolların tespitiydi.

Netice itibarıyla Kremlin, kendisi açısından mevcut tüm olumsuz şartlara rağmen dış politikasında Latin Amerika ülkelerine büyük önem veriyor. Bu süreçte de gerek ikili diplomatik ilişkilerden gerekse BRICS gibi platformlar çerçevesinde geliştirilen temaslardan yararlanmaya çalışıyor.

[Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir